Monthly Archives: June 2010

>NiteTimes

>

Empire Of The Sun – We Are The People (NightWaves Remix)

http://player.soundcloud.com/player.swf?url=http%3A%2F%2Fsoundcloud.com%2Fbuonanotteturchia%2Fwe-are-the-people-nightwaves-remix

Advertisements

>Oyuncak Hikayesi

>

Robert Bradford, Amerika ve İngilterede görsel sanat eğitimi görmüş bir İngiliz sanatçı. Aynı zamanda psikolog olan Bradford 2002’de çocuklarının unutulmuş, köşeye atılmış oyuncaklarının çok daha büyük bir şeyin parçası olabileceklerini düşünüyor. İlk bakışta geri dönüşüm çılgını olduğunu düşünmemek elde değil ama aslında esas amacı bu değil. Bütün bu plastik parçalarının birer geçmişi, bilinmeyen kültürel bir tarihi olduğuna inandığı için bunların bir araya geldiğinde belli bir zamanı, dönemi temsil ettiğini söylüyor. Yani kendisi bir gün öylesine evdeki ıvır zıvırdan kurtulmak için işe atılmış, sanattan anlamayan ve birden böyle bir fikirle parlayan biri değil, aksine iyi eğitilmiş bir sanat insanı. Meydana getirdiği gerçek boyutlu objeler, heykeller oyuncak ağırlıklı olmak üzere taraklar, düğmeler, fırçalar ve kumaş parçaları gibi 3000’e yakın materyalden oluşuyor. Bu alışılmamış sanat objeleri 19 bin dolara satılıyor.



>One Love

>

Geçtiğimiz haftasonu Türkiye’nin en başarılı müzik festivallerinden Efes One Love Santralistanbul’daydı. Günün erken saatlerinde kapıları açılan festival Cumartesi – Pazar binlerce genci ağırladı. Cumartesi akşamının headliner’ı Groove Armada’ydı. Daha iyi olabileceğini düşündüğüm lazer gösterisi, festivale pek de yakışmayan bir ses sistemine rağmen gerçekten çok başarılı bir performanstı. İki vokal de birbirinden güçlüydü. Ve o gece o büyük açık alanda kendi çaplarında bir disko ortamı yarattılar.
Pazar akşamı yağmurun dinmesini bekledikten sonra, havanın hafif serinlemesiyle festival daha da keyifli hale geldi. Yıllardır çok sevdiğim ama nedense ara ara dinlediğim Sophie Ellis Bextor geceyi başlattı. Porselen bebek haliyle kendisinden haberi olmayan bir çok kişiyi özellikle de beyleri fazlasıyla etkiledi. Güzelliğinin yanı sıra hiç yorgun düşmeyen yumuşak sesi, şarkılarını bilmeyenleri de dans ettirmeyi başardı. Festivalin en eğlenceli ismi ise kuşkusuz The Ting Tings’si. Bu sene radyoda da sık duyduğumuz Shut Up And Let Me Go, That’s Not My Name gibi şarkılarıyla kalabalığa kalabalık kattılar! Sahneye ilk çıktıklarında Katie’nin mikrofonundan ses gelmemesi, cidden büyük bir fiyasko olmasına rağmen seyirci de Katie de şarkı söylemeye devam ederek atmosferi bozmamayı başardı. “Türkçe’m bok gibi, ondan susuyorum” gibi samimi yorumlarla festivaldeki herkesi dans ettirirken güldürmeyi de ihmal etmediler. Kendi değişleriyle “Do It Yourself Pop” tarzı müzikleriyle festival için mükemmel bir son oldu. Bu seneki festival bu kadar güzel olunca, seneye yapılacak One Love için de beklentiler yükseliyor, umarım yine bu başarıyı yakalayabilirler.


Groove Armada


Sophie Ellis Bextor


The Ting Tings


>Life In Cartoon Motion

>

Rengarenk bir sahne, “glow in the dark” objeler, devasa şişme ayaklar, 83’lü genç, ince, uzun, güler yüzlü bir adam ve bitmek tükenmek bitmeyen bir enerji. Miller Freshtival’i kaçıranlar hiç okumasın bile, o kadar güzeldi! Maçka Küçükçiftlik Lunapark’ı Mika’nın pozitif enerjisiyle dolup taştı. Şarkıların arasında seyirciyle Türkçe konuşarak da hepimizin gönlünü ayrı bir fethetti. Klişe yabancıların “Merhaba İstanbul” gibi sıradan çabalarının yanında Mika “Şimdi size bir arkadaşımın hikayesini anlatacağım” gibi uzun cümleleri son derece net söyleyerek hepimizi şaşırttı. Sahnede kostümlü dansçılardan, peluş hayvanlara, kendi renkli orkestra grubudan, “Big Girls” şarkısında sahneyi yaplayan devasa şişme kadın bacağına kadar görülmeye değer pek çok şey vardı. Mika sanki her şeyin mükemmel, herkesin mutlu olduğu hayali dünyasına davet etti bizi o gece. Konser boyunca seyirciyle iletişimi hiç kesmedi, şarkıları söyletti, hatta seyircileri ortadan ikiye ayırarak bir nevi şovuna dahil etti. Dolmabahçe’nin oradan patlayan havai fişekler, seyircinin şarkılara katılımı da Mika’yı çoksevindirdi. Tekrar gelmesini ve bir dahakine tek başına daha da büyük bir konser vermesini umuyoruz.


>Yaratıcı Hareket

>

Yaratıcı hareketler her zaman ilgimi çekmiştir. İşte bu da onlardan biri. Singapur’da yeni hizmete giren Marina Bay Sands oteli Singapur’daki diğer pahalı oteller gibi çok lüks ve konforlu fakat bu oteli diğerlerinden ayıran çok büyük ve ilginç bir özellik var, o da çatısında yer alan 150 metre boyundaki dev havuzu. Endonezya’da ki pirinç tarlalarından ilham alınarak inşa edilen bu havuz yüzerken aşağıya düşüyormuş hissi veriyormuş. Valla ne olursa olsun ben bir kez bile olsa bu deneyimi yaşamak ve gün batarken yüzlerce metre yükseklikte içkimi yudumlamak isterdim.

>TED – Ideas Worth Spreading

>

Ted.com, sitemizin yeni keşiflerinden biri. Aslında bu organizasyon 1984 yılından beri var. Kar amaçlı kurulmuş bir kuruluş değil. Amaçları insanların en üst düzey yetkililerden en doğru bilgileri almalarını sağlamak. Sitede birçok video bulacaksınız. Genellikle teknoloji, eğlence ve dizayn üzerine videolar bulunmakta ancak birçok farklı konuda video bulmanız mümkün. Videolar genelde 20 dakikayı geçmiyorlar. Ders dinlemekten çok daha eğlenceli ve eminim çok daha öğretici videolar bulabilirsiniz. Bir konu hakkında araştırma yaparken mutlaka uğramanız gereken sitelerden birisi. Youtube’daki gibi herkes kafasına göre bişeyler koyamıyor, bütün vieolar özenle seçilip koyuluyorlar. Sitenin içeriği oldukça güzel hazırlanmış ve çok kullanışlı. En güzel özelliği ise bütün videoların çoğunda türkçe altyazı seçeneği olması. Mutlaka göz atmanızı tavsiye ederim. Umarım faydası dokunur. Siteye www.ted.com adresinden ulaşabilirsiniz.


>There Is…

>No Turning Back -by Gui Boratto


%d bloggers like this: